Allah İnsanları Neden Yarattı ?

Allah İnsanları Neden Yarattı ?

Allah kainatı neden yaratmıştır ? Allah insaoğlunu neden yaratmıştır?Allahın benim ibadetlerime ihtiyacı varmı. Allah kendinden büyuk bir taş yaratabilirimi.Bu tarz soruların sorulması Allahı iyi tanıyamamaktan kaynaklıdır. Neden niçin sebebi neydi gibi sorular insanlara özgü olan özelliklerdir.İnsanlara yönelttiğmiiz soruları Allaha yöneltmeye çalıştığımız zaman,bu gibi paradoxal sorular ile baş başa kalmak gayet normaldir.Allahın sıfatlarını isimlerini kudretini bilen kavrayan bir insan bu soruların sorulmasının mantıksız olduğunu görecektir.Bunları bildiği halde hala bu soruları soruyor ise o kişi sadece Allahı tanıdığını zannetmektedir.Şimdi sorumuza geçelim.Allah insanlığı niye yaratma ihtiyacı hissetmiştir..Bu soruyu soran bir kimseye öncelikle tavsiyemiz şu şekilde olmalıdır.Acaba ben yani insanlık bu dünyada olmasaydı Allah katında herhangi bir eksiklik olurmuydu ? sorusunu sorması başlangıç için daha mantıklı olacaktır.Bu evreni  en ince ayrıntısına kadar yaratan, kudret sahibi olan bir yaratıcının insan gibi ölümünü bekleyen aciz bir varlığa sizce ihtiyacı varmıdır.
Dikkat ederseniz ihtiyaç kelimesini kullandığımızda yine insanlar üzerinden örnekler vererek bu durumu anlatmak zorunda kalıyoruz.İhtiyaç insanlara özgüdür.Mesela yemek yememiz.Temizlenmemiz.bir eşe ihtiyaç duymamız Aile sahibi olmamız gibi.Bizim ihtiyaçlarımızı yaratan ve karşılayan  kudret sahibi bir yaratıcıya, onun bizi yaratmasının sebebi amacı nedir sorusunu sormamız saçmalıktan ibarettir.Allah hiçbirşeye muthaç olmayandır.Zaten ihtiyaç sahibi olsaydı  Allah olamazdı.O insanlara özgü kusurlardan beridir.Canlılığı yoktan meydana getiren bir gücün yine canlılığa ihtiyacı olması sizce mantıklı bir sorumudur?

Asıl sorumuz olan şu soruyu cevaplamaya çalışalım.Allahın insanı yaratmasındaki  hikmet nedir? Kuranı Kerimde Allahu teâlâ şu şekilde buyurmaktadır.
”Ben cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım”

Burdaki kulluk kelimesinden anlamamız gereken  sadece namaz ve oruç ibadetler  değildir.Burada Allahın bizden istemiş olduğu şey. Allahı bilmek Akletmek onu tanımak manasındadır.Yani Allahu teâlâ bizim onu tanımamızı bilmemizi keşfetmemizi istemektedir.

Unutulmaması gereklidir ki insan çok aciz bir varlıktır.Örnek verecek olursak kendisini dünyaya kaptırmış olan makam para hırs aşırı sevgi gibi özellikleri taşıyan insanların bir o kadarda psikolojik rahatsızlıkları bulunmaktadır.İnsanlar  bir sıkıntıyla karşı karşıya geldiğinde  ve çaresini bulamadığında burda kendisini aciz hisseder ve yenik düştüğünü kabullenir.Çünkü insanoğlunun gücü biryere kadardır.Bu gücün üstünde bir güç olduğunuda insan direk olarak algılayabilir.

Yukarıda biraz önce belirttiğimiz kulluk kelimesini biraz daha açalım.
Allaha ibadet etmenin kulluk etmenin yine insana faydası vardır.İnsanlar ibadet etmezse, tanımak istemezse Allah katında herhangi bir eksilme olmayacaktır.Aksine bunu yapan kişilerin kendilerine zararı dokunacaktır.Çünkü Allahı tanımak ve ona sığınmak insanı bu dünyada hemde ahirette  birçok sıkıntıdan kurtarıp feraha ulaştıracaktır.
Yani anlatmak istediğim Kulluk etmek Allah için gerekliği değil insan için gereklidir.Bir doktor hastalandığınız zaman size ilaç verdiğinde siz bu ilacı içmezseniz yine size zararı olacaktır doktora değil.Özetlemek gerekirse ,İnsanın var olması veya olmaması ibadet etmesi veya etmemesinin Allaha bir faydası veya zararı yoktur .Bu cevabın akabinde bazı Müslümanların akıllarına şu soru gelmektedir.
1)Melekler sürekli olarak ibadet ederler  ve günah işlemezler.İnsana ne gerek vardı ki ?
Bizler meleklerin günahsız ve emirleri yerine getiren varlıklar olduğunu biliyoruz.Lakin meleklerin inslar gibi seçim hakları yoktur.Allah seçme kabiliyeti olan düşünebilen akledebilen meleklerden farklı olan insanları yaratmayı murad etti.Bölyece onların kendi kendilerine Allahı bulmalarını aramalarını istedi.Bu soruya diğer verebileceğimiz cevap ise zaten bu sorunun içerisinde bulunmakta.Yani Sizin bu sorgulamaya gidebilmeniz,Allah beni niye yarattı sorusunu sorabilmeniz başlı başına ayrıcalıktır.Bu soruları sokaktaki köpekler Çiçekler bitkiler yıldızlar soramıyor. Bizim bunları düşünebilimemiz sorgulayamabilmemiz ve birşeyleri seçebilmemiz hakikaten önemli bir kriterdir.

Evet bu soruyuda cevapladıktan şu soru akla gelebilir

2)Allah niye kendini bizelere tanımak istiyor,neden bilinmek istiyor?

Allahu teâlâ cemal ve kemalini hem kendisi görmek istedi hemde başkalarının gözüyle görmek istedi. Bir ressam, bir heykeltıraş düşünün, çok harika bir eser yapmış. Bunu önce kendisi görmek ve sonra başkalarına da göstermek ister. Sonsuz güzellik sahibi olan Allah da bu eşsiz eserlerini (hayvanları,, bitkileri,gezegenleri) hem müşahade etmek (insana benzemeyen , kendine mahsus şekilde) hem de göstermek istedi. İnsan da bunun için yaratıldı.”  Lakin burada söylediğim cemal ve kemalini görmek istemesi Allahın kendine masus olan şekliyledir.Şimdi bunun açıklamasını yapmaya çalışacağım.Bu kısım kilit bölümü oluşturmaktadır..Lütfen dikkatle dinleyin.Aksi taktirde yanlış anlaşılmalara yol açabilir.

Allahın güzelliğinin bilinmesini istemesi farkedilmesini istemesi,bizim algıladığımızdan tamamen farklı bir durumdur. Allahı tanımayan Ve Allahın Şuunnatı İlahiyesine vakıf olmayan kişi,bunu bir insana mahsus olan şekliyle algılayıp Allahı bir surette tasvir edebilme yanlışına düşebilir.Bu çok tehlikeli bir durumdur. Hiçbir insanoğlunun Allahı tam manasıyla tasavvur edebilme yani aklında canlandırma yeteneği yoktur.İşte bu açıklamalarda insanın aklına şu soruyu getiriyor. O Halde Fani olan insan, Allah’ın zâtı ve sıfatları gibi, şuunatı hakkında da kısıtlı,Allahın  elverdiği ölçüde bir şeyler düşünebilir. Ama çok iyi bilir ki, bu düşünceleri Allah’ın kudretini anlamakta ölçü olamaz  Ve Allah’ın kudsî şuunatı insanın anlayışından sonsuz derece munezzeh ve mukaddestir. Mesela bal yapan bir arı, yuvasını ören bülbül, ağını dokuyan örümcek ve eserini kaleme alan bir âlim ayrı ayrı ve birbirinden çok farklı lezzetler alırlar. Âlimin ilim öğretmekten aldığı lezzeti bülbüle, örümceğe yahut arıya anlatmaya kalkışsanız şöyle demekten başka bir yol bulamazsınız: “O lezzet sizin anladığınız cinsten bir lezzet değildir, bunların hepsinden başka, hepsinden münezzeh ve mukaddestir.” İkisi de mahluk oldukları hâlde, insanla arının aldıkları lezzetler arasında bu kadar büyük bir fark bulunurken anlatılamazken, bizler Rabbimizin lezzeti mukaddesesini kendi his ve zevk ettiğimiz lezzetlerden ölçü alıp nasıl bir kıyaslama yapabiliriz?

3)Allah’ın insan gibi istekler taşımaması gerekmez mi?

Bakın soru soruş şekli yine hatalı.Yani bu soruyu soran insan Allahın isteğini insan isteği ile bir tutmaya çalışıyor.Sonra ben sorularıma cevap alamıyorum oluyor.Mübarek insan kendi kafana göre bir Allah yaratırsan elbetteki hiçbir zaman o Allah sana mantıklı gelmeyecektir.Bu soruyu soran kişilerin öncelikle Allahın zati,subuti sıfatlarını bilmesi ve isimlerininde manasını öğrenmesi gerekir.

Kilit Kelimemiz şuunat’tır.Bu kelimenin manası
Cenabı Hakk’ın sıfatlarının kaynağı olan kudsi ve ilahi işler ve haller denilebilir. Bizlerin bunu tam manasıyla idrak edebilmesi imkansızdır.Şuunatın insandaki karşılığı, çok çeşitli kabiliyetler ve merhamet, adalet, sevmek gibi binlerce hissiyatlarıdır. Kabiliyet veya hissiyat gibi tabirler Cenabı Hak için kullanılması uygun olmadığından bunların hepsi şuunat olarak ifade ediliyor. Cenâb-ı Hakk’ın zâtı ve sıfatları gibi şuunatı da mukaddestir, noksan ve kusurdan uzaktır. Allah’ın zatı hiçbir yarattığının zatına benzemediği gibi sıfatları da hiçbir yarattığının sıfatına benzemez. İnsanın kuvveti Allah’ın kudretinin anlaşılmasında bir vahid-i kıyasi vazifesi görür yani belirli bir şekilde bildikleri üzerinden yorumlayabilir, ancak bu kudret İlahi kudrete Allah’ın kudreti insanın kuvvetine benzemekten münezzehtir

Henüz hiçbir mahluk yokken, yine Allah’ın, yani yaratıcılık vasfı var idi. Ama Hâlık ismi yani yoktan var eden, ancak mahlukatın yaratılmasıyla tecelli etmiş oldu.

Kâinat yaratılmadan da Allah bütün esmâya sahipti. Yani Rezzâk’tı, Muhyî idi, Mümît idi. Ama bu isimlerini kâinatı yaratmakla tecelli ettirdi.

Meselâ, Rezzak ismini düşünelim: Cenâb-ı Hak, daha sonra yaratacağı hayvanlara rızık olmak üzere bitkileri yarattı, sonra bu rızka muhtaç mahlukları yarattı ve bu ikincilerin, birincilerle beslenmelerinde Rezzak ismi tecelli etmiş oldu. Sadece bitkileri yaratsaydı da hayvanları yaratmasaydı, o ilk yaratılanlara rızık denilmezdi. Onlarda Hâlık, Mâlik, Musavvir gibi isimler yine tecelli ederdi ama Rezzak ismi tecelli etmezdi. Nitekim dünyamız böyle bir devir yaşadı. Bitkiler yeryüzünü kaplamıştı ama ortada bunları yiyecek hayvanlar yoktu. İşte o devirdeki bitkiler rızık değildiler, sadece ilâhî birer eserdiler.

Allahın taşıdığı her özellik onun gerçekleşmesini gerektirir.Allahın yaratma kuvveti varsa aslında sonsuz varlıklar yaratması gerekirdi.Lakin Allah gafur ve rahim merhamet eden suçları bağışlayan , isminin tecelli bulabilmesi için ölümlü günah işleyebilen ve pişman olabilen varlıkların yaratılması gerekliydi ve Allahın bu isimleri bu şekilde gerçekleşmiş oldu.Yani Sıfatların isimlerin etkisiz olması hiç olmaması gibidir.Sıfatların ve isimlerin var olabilmesi anlaşılabilmesi ,onların vucüt bulmasıyla mümkün olmaktadır.Bunlarda Allahın bizleri yaratmasıyla gerçekleşmiştir

Be Sociable, Share!

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir