Bu yazıyı okuyan kişi muhtemelen 100 sene sonra olmayacak

Bu yazıyı okuyan kişi muhtemelen 100 sene sonra olmayacak

Bu yazıyı okuyan kişi muhtemelen 100 sene sonra olmayacak. Oturduğun ev belki de duz bir arazi olacak. Hangimiz 200 yıllık ev de oturuyoruz ki! Hayat surekli akıp gidiyor. Kimse kalmiyor. Insan bazen mezarlıklara gitmeli. Oturup bir çay içmeli. Kim bilir ne ihtişamlı hayatlar vardı. Herkes sırasını bekliyor! Allah’in sana dinginlik vermesini istiyorsan bence bir mezarlığa gitmeli ve öylece oturmalisin. Bir demlik çay iyi gider. Insan bir iğneye dayanamıyor. Sonucta ölecegini bilen tek canli türü de insan. Bu hırs ve bu kibir. Allah bir cok yer de zikrediyor, kendine yazik ediyorsun. Sahi ya gercekten oyle degil mi? Insan kendine yazik etmiyor mu? Hasetlik, fesatlık…
Ne ilginctir ki camiler ve hastaneler hep yaşlılarla dolu. Bazıları durumunun farkında, bazıları ise onun bile farkında degil. Sonucta: Her canlı ölümü tadacaktir. Sonra bize döndürüleceksiniz.
Ne kadar da dogru bir söz. Daha üstüne yazacak bir sey bile gelmiyor insanın icinden…
Madem ölecegim ve ölecegimi biliyorum. O zaman yaşam ve ölüm arasında ki çizgiyi iyi dusunmeli insan. Madem öleceksin! neden yaşıyorsun sorusunu sormalı insan. Bu hayatın bir oyundan ve eğlenceden ibaret oldugunu anlamalı bir insan. Anlamiyorsa ne yazik o kisiye.
Çoluk, çocuk, eş, konum, zenginlik hepsi gelip gecici. Bu hayatta basina gelenler senin tercihinden dolayi kaynaklanir. Bazi sebepler vardir ki senin elinde bile degildir. Insanlar sinavsiz bir hayat olacagini mi saniyorlar? İnşallah bu hayatta sorulan soruyu anlama yetisine sahip oluruz. Anlamayanlar bile var. İşte en sıkıntılı kişiler de onlar…

Be Sociable, Share!

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir